Günlük etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster
Günlük etiketine sahip yazılar gösteriliyor. Tüm yazıları göster

14 Temmuz 2008 Pazartesi

Tadilat

tadilatim

Tadilat nedeniyle yaklaşık bir ay evde kalamayacağız. Günlerdir, inşaat sektörüyle ilgili bilumum yerleri gezme, beğenme, model seçme, fiyat araştırma, karşılaştırma gibi fizibilite çalışmalarını tamamlamış olmaktan dolayı çok mutluyum.

Evde kalamadığımız süre içerisinde sadece siparişlerimi hazırlayabileceğim ve tabii bol bol da araştırma yapacağım.

Çok yakında görüşmek üzere...

11 Haziran 2008 Çarşamba

Kısa Bir Mola

tatil

Geçen yılki koşturmacamızın üzerinden hiç anlamadan, çok çabuk geçen bir yıl sonunda yine dinlenme vakti geldi çattı.

Son iki günüm, bu hafta başından beri olduğu gibi oldukça yoğun ve hızlı geçeceğinden, şimdiden çok yakında görüşmek dileği ile, kendinize iyi bakın diyorum.

Neşeniz, lezzetiniz ve yaşama sevinciniz hiç eksilmesin...

Sevgilerimle...

21 Nisan 2008 Pazartesi

Blog Ödülleri 2008



Blog Ödülleri 2008 adayları açıklandı. Burçin'in Denemeleri de hobi dalındaki adaylar arasında.

Katılımcı listesinin tamamını görmek ve beğendiğiniz bloglara destek vermek için burayı tıklayabilirsiniz. Tüm katılımcılara başarılar dilerim...

10 Nisan 2008 Perşembe

Burçin'in Denemeleri 1 Yaşında



Bir yıl önce başladım bu maceraya. Keşke başlamasaydım diye hiç düşünmedim ama sık sık iyi ki yazıyorum diye düşündüm, düşünüyorum...

Geride bıraktığımız bir yıl içerisinde daha önce hiç bilmediklerimi öğrenmenin yanı sıra bir çok blog arkadaşım oldu. İlk başladığım dönemlerde sorduğum sorulara elinden gelenin en iyisi ile cevap veren, öğreten, paylaşan, bazen yıllardır tanıdığım arkadaşlarımdan beni daha çok anladığını ve düşündüğünü hissettiğim dostlarım... Aklımın ucuna gelmeyen şehir ve ülkelerde, arama motorlarında Burçin’in Denemeleri diye aratıp sayfama ulaşan, her gün düzenli olarak ziyaret eden, yorum bırakan, bırakmayan ama varlığını hep hissettiren ziyaretçilerim...

Bütün bu sevgi ve ilgiyi düşündükçe ne kadar mutlu olduğumu ve gözlerimin dolmasına neden olduğunu kelimelere dökebilmem ve anlatabilmem mümkün değil...

Bu mutlulukta emeği geçen herkese içtenlikle teşekkür ediyorum..

Hep burada olmak ve paylaşabilmek dileği ile...

Sevgilerimle...




07 Nisan 2008 Pazartesi

Fıstıklı, Kakaolu Biscotti ve İreks'te Şahane Bir Gün



Biscottileri Sevgili Duygu’nun, Duygu Ticaretin organizasyonu ile geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleşen İreks Semineri için hazırladım.

Duygu’dan molada yemek için herkes bir şeyler hazırlayacak mailini alınca ne yapsam diye uzun süre düşündüm. Sonunda taşıma kolaylığı ve genelde lezzetinin herkes tarafından beğeniliyor olması dolayısı ile biscotti yapmaya karar verdim.

Hemen tarifi vererek İreks Semineri ile ilgili detaylara geçmek istiyorum.

Gerekli Malzemeler : (30 adet biscotti için)

• 125 gr tereyağı
• 3 yumurta
• 1 su bardağı toz şeker
• ½ su bardağı mısır unu
• 4 su bardağı un (hamur cıvık olursa bir miktar daha gerekebilir)
• 1 çimdik tuz
• 1 paket vanilya
• ½ paket kabartma tozu
• ½ toz antep fıstığı
• 2 yemek kaşığı kakao
• ½ su bardağı antep fıstığı içi
• üzerine serpmek için 2 yemek kaşığı esmer toz şeker ya da normal toz şeker

Yapım aşamaları kuru kayısılı biscotti ile aynı olduğu için tekrar yazmıyorum. Tek farkı hamuru tezgaha aldığımda 1/3 ünü ayırıp 2 yemek kaşığı kakaoyu ekleyerek yoğurup kalan sade hamuru ikiye bölerek orta kısımlarına kakaolu hamuru koyarak kapatmam ve toz fısıtığı sade hamura, bütün fıstıkları da kakolu hamura ilave etmemdir.



Cumartesi sabahı 08:30 sularında Kadıköy Evlendirme Dairesinin Oto Parkında toplandık. Herkesin birbirine meraklı gözlerle bakması, gözlerdeki sevinç ve mutluluk gerçekten görülmeye değerdi. Hem Duygu’nun harika ev sahipliği ve misafirperverliği hem de gelen tüm arkadaşların içtenliği ve sıcaklığı ile hemen kaynaştık. Ortak noktalarımızın ve konuşacak bir çok şey olmasının da payı çok büyüktü tabii. Giderken birlikte oturduğumuz Işılcığımın sıcak sohbeti, Sevgili Nesrinciğim ve İlkerciğimin de paylaşımları ile Çerkezköy’e nasıl gittiğimiz hiç anlamadım. Hatta bir o kadar daha yol olsa rahat gidebilirdim diye düşünüyorum.

Ireks
İreks’e vardığımızda bizi Firmanın Satış Temsilcisi ve aynı zamanda organizasyonda büyük emeği geçen, tüm gün boyunca desteğini esirgemeyen Sezer Bey ve Fabrika Müdürü Yasemin Hanım karşıladı. Çaylarımız, kahvelerimiz hazırdı. Kısa bir tanışma sohbeti ve ufak tefek atıştırmalardan sonra birer cerrah edasıyla önlüklerimizi giyip bonelerimizi takarak firmanın Ar-Ge bölümüne geçtik ve Sezer Bey bizi İsa Usta’ya devretti. Sevgili İsa Usta’ya tüm gün boyunca bitip tükenmek bilmeyen sorulara tüm nezaketi ile cevap verdiği ve büyük bir sabır örneği gösterdiği için buradan bir kez daha teşekkür ediyoruz.

Photobucket

İreks’in ürün yelpazesi oldukça geniş. Cheesecake dahil her çeşit kek karışımı, soslar, ekmek karışımları, krema dolguları gibi pastacılıkta kullanılabilecek bir çok ürün mevcut.

Çalışmalara öncelikle pandispanya hazırlama ile başladık.



Daha sonra pandispanyaları krema sıvama tekniği ile kaplayıp pastalar oluşturduk. Yaptığımız diğer ürünler elmalı muffin, brownie, soğuk cheescake, fırın cheescake’i, American cookies, çikolatalı kurabiye ve son olarak tuzlu kurabiyeler idi.

Bu arada İsa Usta krema sıkma tekniği ve çikolatadan dekor oluşturma ile ilgili de birkaç örnek gösterdi bizlere.



Burada tüm bitmiş lezzetler bir arada.



Gün boyunca aldığımız kaloriler yetmezmiş gibi eve dönerken kalan lezzetli mi lezzetli yiyecekleri de paylaşıp çantalarımıza doldurduk.

.. ve son olarak emeği geçen herkesin toplu bir görüntüsü.

Photobucket

Sanırım yüzlerdeki ifade ve mutluluk bugünün nasıl geçtiğinin en büyük göstergesi.

Bu organizasyonda emeği geçen başta Duygu olmak üzere İreks personeline ve katılımcı arkadaşlarımdan Işıl, Nesrin, İlker, Delfina, Zerrin, Mine ve Büşra'ya çok teşekkür ediyorum.

Benim için gerçekten çok güzel bir gün ve tecrübe oldu. İyi ki oradaydım...

04 Nisan 2008 Cuma

Hata veren sayfalar

Google tarafından http://www.burcinindenemeleri.com uzantılı adrese geçme çalışmalarım devam ettirildiği için şu anda bazı sayfalara bağlantı ile direkt ulaşmak mümkün olamamaktadır.

Sağ sütunda bulunan etiket bulutu sayfa ögesindeki bağlantıları tıklayarak aradığınız tarife ulaşabilirsiniz.

Bu durumun bir an önce sonlanmasını ümit ederek hepinize güzel ve neşeli bir hafta sonu diliyor, ilginiz için en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

Sevgilerimle...

02 Nisan 2008 Çarşamba

Dünyayı Güzellik Kurtaracak



Sevgili Serpil kısa bir süre önce Doctus Bilgi Güvenliği Forumunda “Çocuk İstismarını Durdurun” sloganı ile başlayan “Dünyayı Güzellik Kurtaracak” konulu mim için beni sobelemiş. Böyle güzel ve herkesin duyarlı olması gereken bir konuda sobelenmek beni de oldukça mutlu etti. Sevgili Serpil’e çok teşekkür ediyorum.

Çocuk istismarı yazmaya bile insanın eli varmıyor. Anne olduktan sonra bütün çocuklara karşı daha duygusal, hoşgörülü ve hassas olmak genlerimizde var kesinlikle. Çocuklarla ilgili karşılaştığım üzücü olaylar artık daha fazla içimi burkuyor ve üzüyor. Keşke elimden gelen bir şeyler olsa da yapabilsem diye düşünüyorum sıklıkla. Keşke kaportacılarda kir, pas içinde çalışan bütün çocukları toplayıp eğitimlerine devam etmelerini sağlayabilsem, yetiştirme yurtlarında yaramazlık yaptıkları için çıplakken hortumla üzerlerine soğuk su tutulan o yavruları toplayıp sıcak ve sevgi dolu bir yuva ortamı sağlayabilsem, etrafa hüzünlü gözlerle bakan mutsuz çocukların gülmelerini, mutlu olmaları sağlayabilsem diye böyle uzayıp giden bir keşke listesi var beynimde çocuklarla ilgili.

Mim gereği çocukluğumuzdan hatırladığımız ilk şarkıyı ve şu anda hissettirdiklerini de yazmak gerekiyor. Aslında çocukluğumdan hatırladığım tek bir şarkı yok ama öncelikle Sezen Aksu’nun o dönemdeki bütün şarkıları hafızama kazınmıştır diyebilirim. Bu mimle ilgisi olduğunu düşündüğüm için Ünzile’yi yazmak istedim. O zaman bu şarkıyı sürekli dinler ama sözlerinin ne demek istediğini kavrayamazdım. Aklımda kalan beni sadece hüzünlendirdiği. Şimdi dinlediğimde şarkıda adı geçen Ünzile’den gerçek hayatta hala daha var olduğunu düşünüyorum ve içim burkuluyor...

Ünzile insan dölü
On kardeş beşi ölü
Büyüdükçe unufak
Ve gelir de görücü

İnci gibi dişi
Görücü bilir işi
Söğüdüm ağlar gider
Olur hatun kişi

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem kadın hem de çocuk
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile

Yağmuru kim döküyor
Ünzile kaç koyun ediyor
Dayaktan uslanalı
Hiçbirşey sormuyor

Korkar durur gitmez
Köyün en son çitine
İnanır o sınırda
Dünyanın bittiğine

Ünzile insan dölü
Bilinmezlere gebe
Sırların mihnetini
Yükleyip de beline

Varmadan sekizine
Ergin oldu Ünzile
Hem kadın hem de çocuk
Onikisinde ana
Bir gül gibi al ve narin
Bir su gibi saydam ve sakin
Susar kadın Ünzile...

Şarkının söz yazarı Aysel Gürel'i ve bestecisi Onno Tunç'u da rahmetle anıyorum.

Ben de bu konuda sobelenmediklerini düşündüğüm, pasta konusunda paylaştığı birikim ve tecrübelerinden hep faydalandığım güzel yürekli bir anne Sevgili Burcu’yu, hem anne olan hem de bu duyguyu yakında tekrar pekiştirecek olan Sevgili Fulya'yı ve blog camiasının çiçeği burnunda annesi Sevgili Yasemin’i sobeliyorum.

28 Mart 2008 Cuma

Yeni bir mim


Pelte tariflerim için Yemek.Name Mart sayısına göz atabilirsiniz.

Bu hafta iş ve evdeki yoğunluk nedeniyle çok fazla tarif yayınlayamadım. Geldiğinizde eli boş döndürdüm sizleri ne yazık ki. Bu akşam yapacağım pastanın konsantrasyonu da biraz uzun sürdü sanırım. Umarım düşündüğüm gibi ve güzel olur.

Açığı önümüzdeki hafta ve günlerde telafi etmeyi ümit ediyorum ve Kadınca Blog isimli güzel günlüğün yazarı Sevgili Esra’nın sobesi ile alfabedeki harflerin çağrıştırdıklarını kısa kısa ve hızlıca yazmaya geçiyorum hemen.

A Annem annem... iyi ki var...
B Berkeciğim, berkoşum, tontoşum, büyük oğlum.
C Can canım, mavişim, çıtır çitosum, küçük oğlum.
Ç Çikolatasız asla olmaz...
D Denizi çok özledim, yaz gelsin.
E E bu harf beni çok zorladı.
F Fotoğraf çekmeye daha çok vakit ayırabilmek istiyorum
G Güneş hep olsun, içimi ısıtsın, ruhum canlansın.
Ğ Yorumsuz.
H Haziran, doğduğum ay, çok severim.
I Işıklar hiç sönmesin, karanlıkta kalmayalım.
İ İstanbul’u çok seviyorum.
J Japonya’ya gidip yıllar öncesindeki pen friend’im Sayuri Watanabe’yi görmek istiyorum.
K Kardeş, kardeşlik, iyi ki ablam ve ağabeyim var.
L Limonlu lezzetleri seviyorum.
M Muratcığım, eşim, canım, iyi ki varsın...
N Naneli lezzetleri de çok severim, bayılırım.
O “Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu” geldi hemen aklıma.
Ö Öğrenmek, her gün, her dakika, her an...
P Paylaşmak, pastalarım...
R Renkler hiç solmasın, hep canlı olsun.
S Something’s gotten hold of my heart, keeping my soul and my senses apart bu ara hep beynimde dolaşan şarkı, çok seviyorum.
Ş Şeker hamuru ile oynamayı seviyorum.
T Tatlısız bir hayat düşünemiyorum.
U Umudumuz hep var olsun.
Ü Üşenmeyip yapsam dediğim bir sürü şey var.
V Vakit yetmiyor, daha çok vakit istiyorum.
Y Yaz mevsimi en sevdiğim mevsim.
Z Zaman çok çabuk geçiyor, her anı doya doya yaşayıp kıymetini bilelim.

Esra’ya çok teşekkür ediyorum.

Herkese güzel ve neşeli bir hafta sonu diliyorum...

26 Mart 2008 Çarşamba

Pirinç tanesi bağışlamak ister misiniz?

160_600VerticalTower

Sevgili Lyn'in blogunu gezerken haberdar olduğum bir site FreeRice.com. İngilizce verilen kelimelerin anlamlarını bulmaya çalışarak verdiğiniz her doğru cevap için dünya üzerindeki aç insanlara 20 tane pirinç tanesi bağışlamış oluyorsunuz.

Öğrendiğim anda hemen haberi olmayanlara duyurmak ve daha çok insana fayda sağlanabilmesine elimden geldiğince katkıda bulunmak istedim.

İsterseniz sitede verilen bannerları link oluşturarak sayfanıza ekleyebiliyorsunuz.

Sevgili Lyn, sayende yine yeni bir şey öğrendim, teşekkürler...

28 Şubat 2008 Perşembe

Hazırlıklar başladı



Doğum günü hazırlıklarımız tema seçimi, davetiye hazırlama, dağıtma ve LCV 'leri düzenleme ile başladı. Her yıl aile içinde kutlama yaparız fakat Berke bu yıl sınıf arkadaşlarını da davet etmek istedi. İlk kez bu kadar kalabalık bir doğum günü olacak. Umarım her şey yolunda gider. Pazartesi günü detaylar ile görüşmek üzere...

06 Şubat 2008 Çarşamba

Biz döndük



Başarılı geçen bir operasyonun ardından bir gece hastanede kaldık ve bugün döndük. Çok şükür sağlığımız gayet iyi. Yorumları Berke ile birlikte okuduk. Okudukça o da en az benim kadar mutlu oldu.

Evin tenha olduğu şu durumda yorumları cevaplayana kadar hemen bir yazı ile bildirmek istedim.

Bu vesile ile yorum bırakan, mail gönderen, yanımızda olan tüm dostlarımıza sonsuz ama sonsuz teşekkürler... İyi ki varsınız, buradasınız...

05 Şubat 2008 Salı

Küçük bir operasyonumuz var



Yıllardır Berkeciğimi rahatsız eden, nefes aldırmayan, bizi üzen geniz eti bugün nihayet alınacak. Narkozdan hep çekindiğimiz için bugüne kadar erteledik ama kendiliğinden küçülmedi ve yok olmadı ne yazık ki. Anne sayfanda benden bahsetmeyecek misin? diye sorunca onunla ilgili bir yazı eklemek istedim.

Hep duyarız başkalarından, çocuklarda çok sık rastlanan bir durum ama insanın kendi canı söz konusu olduğunda operasyonun küçüğü ya da büyüğü fark etmiyormuş.

Hayırlısıyla gidip dönmek tek dileğim...

15 Ocak 2008 Salı

Tarifsiz bir yazı / Gülseren Teyze



Bu hafta sonu mutfakta çok vakit geçirmek istemedim. Onun yerine evde uzun zamandır ertelediğim başka işlere vakit ayırdım ve bir de yukarıda fotoğrafını görmüş olduğunuz kayınvalidemin teyzesi olan bizim çok sevdiğimiz, bayıldığımız Gülseren Teyzeye yemeğe davetliydik. Saat tam 15:00’te. Hatta 15:00 ile 18:00 arası.

My creation

Öyledir teyzemiz. Her zaman son derece planlı ve programlı, her zaman çok nazik, çok düşünceli, çok kibar. Yazmaya elim varmasa da yetmiş altı yaşında. Karnına bastırınca İngilizce şarkı söyleyip kocaman bir öpücük veren oyuncak kurbağa ile birlikte şarkı söyleyip öpücük verecek ve eğlenecek kadar hayata bağlı.

My creation

Küçük ve oldukça sevimli olan iki katlı bahçeli evinde yalnız yaşıyor Gülseren teyzemiz. Eşini 10 yıllık evlilerken kaybetmiş. "Onunla geçirdiğim on yıl ömrümün en güzel yıllarıydı" diyor. Eşinin vefatından sonra tek evladı olan oğlunun iyi bir eğitim alması için elinden gelen çabayı göstermiş. Oğlu okurken onunla birlikte İngiltere’de yaşamış, orada çalışmış. Oğlu şimdi İngiliz bir hanımla evli ve İngiltere’de yaşıyor. Her istediğinde değil yılın sadece belirli günlerinde görebiliyor oğlunu. Bazen o gidiyor yanlarına bazen onlar geliyor ama yine de memnun hayatından olsun hayat böyle, çalışıyor, çok yoğun oğlum diyor. Oğlu da her ne kadar burada olmasa da annesi ile son derece ilgili bir evlat. Birbirinden sevimli ve tatlı üç tane torunu var.

My creation

Tam da 17 Ağustos depreminin olduğu günlerde vücudunun sağ tarafını artık eskisi gibi kullanamayacağı bir rahatsızlık geçirdi teyzemiz ama hiç pes etmedi, küsmedi hayata. İyileşmek için çok çaba gösterdi. Günün belli birkaç saatinde gelen yardımcısı haricinde işlerini kendisi yapıyor. Çiçekleri çok ama gerçekten çok seviyor, fotoğraf çekmeyi de. Bahar gelince bahçedeki çiçekleri ile öyle mutlu oluyor ki. Yeni yıl ve bayramda önceden çekmiş olduğu çiçek fotoğraflarından hazırladığı kartlar yolladı bizlere ve arkadaşlarına. Oğullarımın doğum günlerinde hediyelerini mutlaka kendi hazırladığı ve yazdığı kartlar eşliğinde verir.

My creation

Hala bizi sık sık yemeğe davet ediyor. İpek gibi, bembeyaz, pırıl pırıl, kapak kısmı mutlaka minik fistolu masa örtülerinde, tabakların çiçeklerinin hepsinin de aynı tarafa baktığı son derece şık masalar ve leziz mi leziz yemekler hazırlıyor. Mutfakta tam bir usta. Bize yemeğe geldiği günün ertesi günü ise mutlaka teşekkür ve nezaket telefonu açıyor. Her şey çok güzeldi, çok iyi vakit geçirdim diyor. Ne harika değil mi? Şimdilerde pek görmeye alışık olmadığımız bir davranış.


Kayınpederi ve onun babasına ait bu çok değerli fotoğraf evin en güzel köşesinde asılı.
















Bu bayram görüşemediğimiz için oğullarım için yine kendi çektiği fotoğraflardan oluşturduğu güzel mi güzel bir bayram kartını Teddy Bear resimleri yapıştırdığı zarfın içine koyduğu harçlık ve bizim için organik ürünlerden hazırladığı değerli bir paket ve çikolata eşliğinde verdi.

Onun hakkında daha yazacak çok şey var. Aklıma gelenleri yazdım ama inanıyorum ki fotoğraf karelerinden demek istediklerimi daha iyi anlayacaksınız.

Bugün bu muhteşem kadından bahsetmek istedim tarif vermeden. İstedim ki umutsuzluğa kapıldığımızda, hayata küstüğümüzde ve memnun olmadığımızda aklımıza gelsin, yaşama sevincimizi körüklesin…

04 Ocak 2008 Cuma

En Tatlı Yeni Yıl Hediyem



Yeni yılın birinci günü sonrası ilk iş günümde, kargodan adıma gelen paketi açtığımda görüp havalara uçtuğum, yukarıda sizlerin de görmüş olduğunuz bana özel tasarlanmış ve dikilmiş olan bu şahane önlüğe sahip oldum. Kim mi göndermiş. İyi ki açtım blogumu iyi ki tanıdım bu iki güzel insanı dediğim abla kardeş.


Geçen yıl bu dönemlerde birisi bana yüzünü hiç görmediği birini çok sevdiğini, sıkıca sarılmak istediğini söyleseydi çok şaşırır ve inanmakta bir hayli zorlanırdım sanırım. Ama oluyormuş, olabiliyormuş. Önce Sevgili Bengi’yi tanıdım. Sonra onun gibi iyi kalpli ablası Sevgili Deniz’i.

O kadar zarif, o kadar içten, o kadar yetenekli ve becerikliler ki… Bir değil birkaç blog yazmayı gayet başarılı bir şekilde devam ettiriyorlar. Bengi’nin çizimlerini olduğu gibi moda ile ilgili blogunu da ve Deniz’in Çevirdiği İşleri ve Ünlüler Dünyasına Eleştirel Dokunuşlarını zevkle takip ediyorum ve onlara bayılıyorum.


İşte bu hem de çift taraflı olan güzel mi güzel önlüğü benim için birlikte hazırlamışlar. Yazmış oldukları zarif kartlarla birlikte çok şık bir paket eşliğinde göndermişler. Bu şimdiye kadar almış olduğum en değerli hediyelerden biri gerçekten.

Bu yüzden buradan bir kez daha teşekkür etmek istedim. İkinizi de öpüyorum, kocaman sevgilerimi gönderiyorum.

27 Aralık 2007 Perşembe

Tarifler geliyooooor...

Sabah saat 04:40 suları... Ben hala tarifleri düzenlemekle meşgulüm. Bitirebildim mi? Hayır. Internet bağlantısının bir garip olmasını fırsat bilerek ve çalışan bir bayan olduğumu hatırlayarak 2 saatlik uyku molası verdim. Beni artık az çok tanıdığınız için uğraştırıcı işleri sevdiğimi de biliyorsunuz değil mi? Çok yakında burada olacaklar. Emin olun ki beklediğinize değecek güzellikler var... Geliyorum...

11 Aralık 2007 Salı

Blogun hayatımızdaki yeri (mim)



Sevgili Lyn yeni başlayan bir oyuna beni de dahil etmiş. İçeriğinin yanı sıra, her zaman olduğu gibi imla kurallarına da son derece özen gösterilmiş olan yazısını ve cevaplarını öyle güzel hazırlamış ki ben okumaya doyamadım. Kendisine inceliği için çok teşekkür ediyorum.

İşte sorular ve benim cevaplarım :

1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Blog yazmaya 2007 yılında, yaklaşık 8 ay önce başladım. Onun öncesinde yemek bloglarını hayranlıkla takip ediyor gördüklerimi uygulamak istiyordum.

Doğum günü 1 Mart olan büyük oğlum Berke için, ilk defa şeker hamurunu elime alarak ve mutfakta sabahlayarak Batman'li ve Süper Kahramanlı bir doğum günü pastası hazırladım. Pastanın sadece gökdelen kısmındaki kurabiyeler şeker hamuru kaplıydı. Bloga ekleyip heyecanla yorumları bekledim. Şimdi bu pastaya baktığımda gerek fotoğraf gerekse pasta yapımı ile ilgili bir çok hata görüyorum belki ama bu pastaya çok şey borçlu olduğumu biliyorum.

2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olmasına genellikle özen gösteriyorum. Çünkü blog yazmamın amacı belli : mutfaktaki denemelerimi paylaşmak. Fakat arada sırada günlük kategorisine ekleyebileceğim başka yazılara da yer veriyorum. Blog yazmaktaki en büyük amaç bence paylaşım. Paylaşınca, yorum, öneri ve görüşler alınca çok mutlu oluyorum.

3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Feragat etmek demiyim ama erteleyebileceğim işlerimi erteleyip önceliği bloguma verdiğim zamanlar oluyor. Çalışan ve iki çocuklu bir bayan olunca feragat edebileceğiniz şeyler baya az oluyor. Birinden feragat ettiğinizde bütün düzen bozulabiliyor. Hepsi birbirine bağlı, hepsi zamanında ve günü gününe yapılmalı.

4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Asla ! Blog yazmak benim için hep eğlenceli bir uğraş oldu. Hatta niye daha önce başlamadım diye sık sık aklıma geliyor. Çok zevk alıyorum. Bekleyiş olması da hoşuma gidiyor.

5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Şimdilik üretmeye devam ettiğim müddetçe gibi görünüyor.

Ben de acaba kimi mimlesem diye baya bir düşündükten ve seçim yapmakta zorlandıktan sonra, her ne kadar henüz alamamış olsam da Bir Porsiyon Öykü kitabının ve Bir Porsiyon Öykü günlüğünün değerli yazarı, çok sevgili arkadaşım Papatya’yı, yoğun olduğunu bilsem de canım tasarımcım yetenekli mi yetenekli arkadaşım Bengi’yi, mutfakta oldukça yetenekli bir arkadaşım daha Sevgili Ufuk’u ve okyanuslar ötesinden, her satırında yeni bir şeyler öğrendiğim yazılarını okumaya bayıldığım zarif arkadaşım Sevgili Zinnur’u mimliyorum.

05 Aralık 2007 Çarşamba

Ayva Tatlısı Teşekkürü...



Bir blogda bir tariften ikinci kez söz etmek ne kadar doğru bilemiyorum ama ben etmek istedim. Hazır akşam denediğim tarifin fotoğrafını sabah çekmek için kalktığımda hava zifiri karanlık ve yağışlı olduğu için çekemeyip, sayfamı da güncelleyemeyip canım sıkkınken ayva tatlısına ait minik fotoğrafın günlerdir en çok izlenen sayfa öğesi kısmında baş köşede olmasının nedenini açıklamak istedim.

Ayva tatlısı tarifini sayfama eklerken, daha önceden yapılmış bir çok tarif ve benim sayfamdan çok daha fazla bilinen ve izleyicisi olan yemek blogları mevcut iken Google’da ayva tatlısı arayan bunca insanın sayfama bu yüzden ulaşacağı ve bu sayının rekor düzeye ulaşacağı aklımın ucundan geçmezdi. Statcounter’ı incelerken bazen gözlerime inanamıyorum. Sanırım kış mevsiminin en çok sevilen tatlısı bu tatlı.

Bu başarı benden çok tarifi tıklayarak en üst sıraya taşınmasına neden olan ziyaretçilerimin yani sizlerin başarısı olduğu için rahatça yazabiliyorum. Bu yüzden de bu tarif ikinci kez söz edilmeyi hak etti diye düşünüyorum.

Çok teşekkür ediyorum...

Yeni tarif ve aydınlık fotoğraflar ile en kısa zamanda burada olabilmek ümidi ile.

23 Kasım 2007 Cuma

Büyüleyen Mutfak Kokusu'na Veda :(

Başlığını kim çizdi? Bilgi verebilirsen çok memnun olurum, maili ile kısa bir süre önce tanıdım Esra'yı. Sonra Kevgir'in Kasım sayısı için konuk yazarlık dolayısı ile mesajlaşmalarımız ve tabi ki yorumlaşmalarımız. Şahsen hiç görüşmedik ve konuşmadık ne yazık ki ama ne kadar içten ve sıcak kanlı olduğunu anladım hemen.

Bu sabah onunla ilgili aldığım bu feci haberle çok sarsıldım. Hemen yakın arkadaşı Sevgili Zerrin'in bloguna girip baktım, doğruydu. Bugün ekleyeceğim yazılar, haberler vardı. Ölümün soğuk nefesini ensemizde hissetmek, hem de böyle ansızın çok moralimi bozdu. Canım hiç istemiyor, hiç. :((

Mekanın cennet olsun Esra'cığım. Öğrencilerine öğrettiklerin, blog arkadaşlarına katkıların ve sevginle hep yaşayacaksın.

Esra'nın Taziye Defteri

01 Kasım 2007 Perşembe

Yemek.Name ve Kevgir'e konuk oldum



Önce Sevgili Devletşah’tan bir e-posta düştü posta kutuma. Beni heyecanlandıran, düşündüren ve çok mutlu eden. Yemek.Name’nin Kasım sayısına konuk yazar olur musun diye soruyordu. Büyük bir memnuniyet ve onurla diyerek kabul ettim. Konu Öğretmenler Günü için hazırlayacağım hediye kurabiye olacaktı. Açıkçası nasıl bir şey olsa acaba diye baya bir düşündüm. Sonra elimde mevcut olan ve daha önce kullanmadığım el şeklinde içi minik kalpli kurabiye kalıbımı kullanarak kurabiye yapma fikri geldi aklıma. Bu anlamlı günde öğrencilerin öğretmenlerine kalplerini sunmaları hoş olur diye düşündüm. Fıstıklı kurabiye tarifini okumak ve yine dopdolu içeriği ile Yemek.Name Kasım sayısını indirmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Sonra bayram tatili dönüşü yine bir dergi için konuk yazar olma daveti beni bekliyordu posta kutumda. Mesaj Sevgili Esra’dan geliyordu ve Kevgir’in Kasım sayısına katılıp katılamayacağımı soruyordu. Tabi ki seve seve dedim. Tesadüftür ki konumuz yine kurabiyelerdi. Bu sefer 2-3 çeşit kurabiye hazırlayacaktım.

Kevgir için, Hilaire Walden'ın Best-ever Cookie Books adlı kitabından esinlenerek hazırladığım Kakaolu Tarçınlı Tuiles, Peynirli Çubuk ve Fındıklı Çikolatalı Kurabiye tariflerini görmek, kurabiye pişirme teknikleri ile ilgili kısa bilgilendirme yazımı okumak ve aslında Kevgir’in Kasım sayısını okumak için burayı tıklayabilirsiniz.



Ekim ayı tam da benim sevdiğim gibi; aile içinde kutlama, doğum günü ve davetler için hazırladığım pastalar, iki güzel blog etkinliği için hazırladıklarım ve sanal dergiler için konuk yazarlık dolayısı ile oldukça yoğun geçen bir ay oldu benim için. Yoğun olmayı koşuşturma içerisinde yaşamayı seviyorum..

26 Ekim 2007 Cuma

Altın Kalpler Kampanyası


Önce Sevgili Ebru sayesinde haberim oldu bu harika etkinlikten, daha sonra radyoda reklamlarını da duyunca ben de burada yayınlayıp gelen ziyaretçilerden haberi olmayanlar da öğrensinler istedim. Ebru'nun hazırladığı detaylı bilgilendirme yazısını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir çocuğu sevindirmenin, şaşırtmanın, gülümsemesini sağlamanın verdiği hazzı ben bayram sabahı yaşadım ve çok duygulandım, ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Gelin imkanlarımız dahilinde bu etkinliğe katılalım, daha çok çocuğumuzun gülümsemesini, mutlu olmasını sağlayalım...