Tadilat
Evde kalamadığımız süre içerisinde sadece siparişlerimi hazırlayabileceğim ve tabii bol bol da araştırma yapacağım.
Çok yakında görüşmek üzere...
Blog Ödülleri 2008 adayları açıklandı. Burçin'in Denemeleri de hobi dalındaki adaylar arasında.
Katılımcı listesinin tamamını görmek ve beğendiğiniz bloglara destek vermek için burayı tıklayabilirsiniz. Tüm katılımcılara başarılar dilerim...










Sevgili Lyn yeni başlayan bir oyuna beni de dahil etmiş. İçeriğinin yanı sıra, her zaman olduğu gibi imla kurallarına da son derece özen gösterilmiş olan yazısını ve cevaplarını öyle güzel hazırlamış ki ben okumaya doyamadım. Kendisine inceliği için çok teşekkür ediyorum.
İşte sorular ve benim cevaplarım :
1. Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Blog yazmaya 2007 yılında, yaklaşık 8 ay önce başladım. Onun öncesinde yemek bloglarını hayranlıkla takip ediyor gördüklerimi uygulamak istiyordum.
Doğum günü 1 Mart olan büyük oğlum Berke için, ilk defa şeker hamurunu elime alarak ve mutfakta sabahlayarak Batman'li ve Süper Kahramanlı bir doğum günü pastası hazırladım. Pastanın sadece gökdelen kısmındaki kurabiyeler şeker hamuru kaplıydı. Bloga ekleyip heyecanla yorumları bekledim. Şimdi bu pastaya baktığımda gerek fotoğraf gerekse pasta yapımı ile ilgili bir çok hata görüyorum belki ama bu pastaya çok şey borçlu olduğumu biliyorum.
2. Blog yazılarımın konusu belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olmasına genellikle özen gösteriyorum. Çünkü blog yazmamın amacı belli : mutfaktaki denemelerimi paylaşmak. Fakat arada sırada günlük kategorisine ekleyebileceğim başka yazılara da yer veriyorum. Blog yazmaktaki en büyük amaç bence paylaşım. Paylaşınca, yorum, öneri ve görüşler alınca çok mutlu oluyorum.
3. Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
Feragat etmek demiyim ama erteleyebileceğim işlerimi erteleyip önceliği bloguma verdiğim zamanlar oluyor. Çalışan ve iki çocuklu bir bayan olunca feragat edebileceğiniz şeyler baya az oluyor. Birinden feragat ettiğinizde bütün düzen bozulabiliyor. Hepsi birbirine bağlı, hepsi zamanında ve günü gününe yapılmalı.
4. Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Asla ! Blog yazmak benim için hep eğlenceli bir uğraş oldu. Hatta niye daha önce başlamadım diye sık sık aklıma geliyor. Çok zevk alıyorum. Bekleyiş olması da hoşuma gidiyor.
5. Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Şimdilik üretmeye devam ettiğim müddetçe gibi görünüyor.
Ben de acaba kimi mimlesem diye baya bir düşündükten ve seçim yapmakta zorlandıktan sonra, her ne kadar henüz alamamış olsam da Bir Porsiyon Öykü kitabının ve Bir Porsiyon Öykü günlüğünün değerli yazarı, çok sevgili arkadaşım Papatya’yı, yoğun olduğunu bilsem de canım tasarımcım yetenekli mi yetenekli arkadaşım Bengi’yi, mutfakta oldukça yetenekli bir arkadaşım daha Sevgili Ufuk’u ve okyanuslar ötesinden, her satırında yeni bir şeyler öğrendiğim yazılarını okumaya bayıldığım zarif arkadaşım Sevgili Zinnur’u mimliyorum.
Başlığını kim çizdi? Bilgi verebilirsen çok memnun olurum, maili ile kısa bir süre önce tanıdım Esra'yı. Sonra Kevgir'in Kasım sayısı için konuk yazarlık dolayısı ile mesajlaşmalarımız ve tabi ki yorumlaşmalarımız. Şahsen hiç görüşmedik ve konuşmadık ne yazık ki ama ne kadar içten ve sıcak kanlı olduğunu anladım hemen.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|