

Öyledir teyzemiz. Her zaman son derece planlı ve programlı, her zaman çok nazik, çok düşünceli, çok kibar. Yazmaya elim varmasa da yetmiş altı yaşında. Karnına bastırınca İngilizce şarkı söyleyip kocaman bir öpücük veren oyuncak kurbağa ile birlikte şarkı söyleyip öpücük verecek ve eğlenecek kadar hayata bağlı.

Küçük ve oldukça sevimli olan iki katlı bahçeli evinde yalnız yaşıyor Gülseren teyzemiz. Eşini 10 yıllık evlilerken kaybetmiş. "Onunla geçirdiğim on yıl ömrümün en güzel yıllarıydı" diyor. Eşinin vefatından sonra tek evladı olan oğlunun iyi bir eğitim alması için elinden gelen çabayı göstermiş. Oğlu okurken onunla birlikte İngiltere’de yaşamış, orada çalışmış. Oğlu şimdi İngiliz bir hanımla evli ve İngiltere’de yaşıyor. Her istediğinde değil yılın sadece belirli günlerinde görebiliyor oğlunu. Bazen o gidiyor yanlarına bazen onlar geliyor ama yine de memnun hayatından olsun hayat böyle, çalışıyor, çok yoğun oğlum diyor. Oğlu da her ne kadar burada olmasa da annesi ile son derece ilgili bir evlat. Birbirinden sevimli ve tatlı üç tane torunu var.

Tam da 17 Ağustos depreminin olduğu günlerde vücudunun sağ tarafını artık eskisi gibi kullanamayacağı bir rahatsızlık geçirdi teyzemiz ama hiç pes etmedi, küsmedi hayata. İyileşmek için çok çaba gösterdi. Günün belli birkaç saatinde gelen yardımcısı haricinde işlerini kendisi yapıyor. Çiçekleri çok ama gerçekten çok seviyor, fotoğraf çekmeyi de. Bahar gelince bahçedeki çiçekleri ile öyle mutlu oluyor ki. Yeni yıl ve bayramda önceden çekmiş olduğu çiçek fotoğraflarından hazırladığı kartlar yolladı bizlere ve arkadaşlarına. Oğullarımın doğum günlerinde hediyelerini mutlaka kendi hazırladığı ve yazdığı kartlar eşliğinde verir.

Hala bizi sık sık yemeğe davet ediyor. İpek gibi, bembeyaz, pırıl pırıl, kapak kısmı mutlaka minik fistolu masa örtülerinde, tabakların çiçeklerinin hepsinin de aynı tarafa baktığı son derece şık masalar ve leziz mi leziz yemekler hazırlıyor. Mutfakta tam bir usta. Bize yemeğe geldiği günün ertesi günü ise mutlaka teşekkür ve nezaket telefonu açıyor. Her şey çok güzeldi, çok iyi vakit geçirdim diyor. Ne harika değil mi? Şimdilerde pek görmeye alışık olmadığımız bir davranış.
Bu bayram görüşemediğimiz için oğullarım için yine kendi çektiği fotoğraflardan oluşturduğu güzel mi güzel bir bayram kartını Teddy Bear resimleri yapıştırdığı zarfın içine koyduğu harçlık ve bizim için organik ürünlerden hazırladığı değerli bir paket ve çikolata eşliğinde verdi.
Bugün bu muhteşem kadından bahsetmek istedim tarif vermeden. İstedim ki umutsuzluğa kapıldığımızda, hayata küstüğümüzde ve memnun olmadığımızda aklımıza gelsin, yaşama sevincimizi körüklesin…


































































































































